Neden Farklı Mezhebler Var?

NEDEN FARKLI MEZHEBLER VAR?

İbnu Haldun Mukaddime adındaki kitabının yedinci faslında  özetle şöyle diyor: “Şer’i delillerden hüküm çıkarılan fıkıh ilminde müçtehidler arasında ihtilaf vaki olmuştur. Bunun sebebi ise, idrak güçlerinin ve bakış açılarının farklılığından doğmuştur. Bunun olması da gayet normaldir, lüzumludur. Fıkıhta bulunan bu ihtilaf İslam aleminde yayılmıştır. Taklid etmek isteyen kimse, istediği kimseyi taklid etme hakkına sahiptir. Dört mezhep İmamlarının bulundukları derece ve taşıdıkları şahsi ve ilmi yeteneklerinden dolayı halkın hüsnü zannını kazanmış oldular. Bu dört mezhep İslam dininin temeli oldu.”

İNANÇ ESASLARINDA EHL-İ SÜNNET MÜTTEFİKTİR

Bu dört imamdan sonra, bid’alar ve nefsi emmareye uymalar çoğalıp, kuvvetlendi. Fitne ateşi bütün İslam alemini sardı, müslümanların saf ve temiz akideleri bozulmaya başladı, işte bu zamanda dört mezhebe mensup ilim adamları harekete geçip salih selefin kitap ve sünnetten aldıkları ve yaşadıkları akideyi müdafa edip bu uğurda ciddi mücadeleler verdiler. Bu mücadele, Ebu’l Hasan El Eş’ari ve Ebul Mansur el Maturidi’nln (Allah ikisinden de razı olsun) ortaya çıkmalarına kadar devam etti. Ebul Hasan El Eş’ari Şafii mezhebine, Ebu Mansur el Maturidi de Hanefi mezhebine mensup idi. Bu iki İmam Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’in sünnetini ve Ashabın (r.a.) yolunu en güzel bir şekilde müdafa ettiler ve bid’acılan perişan vaziyete düşürdüler. Bu iki zat, İslam Alimleri arasında büyük bir sevgi ve itimad kazandılar. İtikadi konulara ait bu iki mezhebe de Eş’ari ve Ma-
turidi mezhebi adı verildi, İslam ilim adamları örfünde bunlara Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat adı verilmiş olup, Mutezile ve diğer bid’acı ve dalalette bulunan mezheplerden ayrılmış oldular. Hadis ve tasavvuf alimleri de Eş’ari ve Maturidi mezheplerine muhalif olmadıkları için onlar da ehli sünnet vel cemaat camiasına girmiş oldular.”

İbn  Subki (r.a.), İbnu Hacib’in akide şerhinde şöyle diyor: “Bil ki, Ehl-i Sünnet ve’l  Cemaat’ın tamamı, vacip, caiz ve muhal olan konularda bir tek itikad üzerine ittifak etmişlerdir. Her ne kadar bunlar bu hakikatlere giden yollar, kaideler ve nedenler üzerinde ihtilaf etmiş olsalar bile.

Bu iki akide imamı Eş’ari ve Maturldi (Allah ikisinden de razı olsun) kendiliklerinden hiç bir görüşü ortaya atmamışlardır. Onların izah ve açıklamaları yalnız selefi salihinin hassasiyetle üzerinde durdukları ve hakkaniyetini tesbit ettikleri Ashabı Kiram’ın (r.a.e.) yolu ve fetvaları olmuştur.

Yukarıda da söylediğimiz gibi Ehl-i Sünnet arasında itikadi meseleler hakkında ihtilaf yoktur. Bir kaç meselede ihtilaf var olarak görülüyor ise de, bunlar da tamamen lafzidir (söylenişle alakalıdır), mahiyeti ve tesiri yoktur.

İSLAM NAKİL DİNİDİR

İlimde ve takvada şöhret kazanmış, içtihadın bütün şartlarına haiz, istihraç ettikleri bütün konuların delil ve kaynaklarını belirtmiş ve güvenilir kitaplarda zabt ve cem etmiş ve bu durum bütün selef ulemasınca da tevsik edilmiş ehli sünnetin bu dört mezheb imamının birisine uymak elbette lüzumlu ve faydalıdır. Şeriatı bilmek İçin selefe itimad etmek konusunda ümmet ittifak etmiştir. Bu konuda  tâbiin ashaba (r.a.e.)’ itimad etmiş, tebe-i tâbiin de tâbiine güvenmiş böylelikle her tabaka kendisinden evvelki tabakaya itimad edegelmiştir. (r.a.e.)Akıl da bunun güzel bir yol olduğunu kabul eder, Çünkü şeriat nakilslz ve istinbatsız bilinmez. Dinde nakil esastır. Her tabaka kendisinden evvelki tabakadan kesintisiz bir biçimde alırsa işte o zaman nakil doğru olabilir.

Peygamber efendimiz (s.a.v.): “Büyük cumhura uyunuz.” Buyuruyor. Bu dört mezhepten başka diğer mezhepler yok oldu, büyük çoğunluk bu dört mezheptedir. Bunlardan ayrılmak büyük çoğunluktan ayrılmak demektir.”

(Ehli Sünnet Ve Akaidi; Mehmed Çağlayan S.51-53)