ICTIHÂD VE MÜCTEHID

İÇTİHAD VE MÜCTEHİD

İCTIHÂD VE MÜÇTEHİD: İçtihad, lûgatte meşakkate tahammül etmek gücü ve kuvveti yettiği kadar çalışmak manâsındadır. Fıkıhta geniş bir bilgiye (yed-i tûlâ) sahip din alimlerinin fer’î olan (ayrıntılı, ikinci derecede) bir şer’î hükmü, Kur’an-ı Kerim ve Hadîs-i Şeriflere dayandırarak hüküm çıkarmasıdır. Müçtehid ise, bu hususta bütün kuvvetini sarf eden zâta denir. İstinbat, lûgat manası kuyudan güçlükle su çıkarmak demektir. Fıkıhta ise ser‘î deliller çerçevesinde bir söz veya içten derin, ince ve gizli manalar çıkarmak demektir.

İÇTIHÂDIN MAHİYYETI VE ŞARTLARI: Ferî olan şer’î mes’elelerin hepsinde içtihada muktedir olan zata mutlak müçtehid, bu mes’elelerin yalnız bir kısmı hakkında içtihada kadir olan zâta da mukayyed müçtehid denilir. Mutlak müçtehidin içtihadı için iki temel şart vardır ki bunlar; İçtihadın ehlinden sadır olması ve mahalline sarf olunmasıdır. Ehliyyet; Kitabullah’a, Sünnet-i Nebeviyye’ye, gelecek icmaya ve kıyasın bütün ayrıntı ve inceliklerine vukuf ile hasıl olur. Şöyle ki; Herhangi bir Şer’i mes’ele hakkında kendi usûl ve kaideleri dairesinde içtihadda bulunacak bir zatın, ahkama dair Kur’an âyetlerinin lûgat ve şeriat bakımından manalarını ve bunlara ait ilimleri ve bunların hâss, umûmi, mücmel, müfesser, nâsih, mensuh gibi kısımlarını layıkıyla bilsin. Keza; Ahkâmla ilgili sünnet-i seniyyenin metinlerini, senedlerini yani bunların lûgat ve şer’i manalarını ve kısımlarını bizlere ne sûretle rivayet edilegelmiş olduklarını tamamıyla kâmilen bilmiş olması gerekir. İşte İmam-ı A’zam (r.a.) ile diğer üç mezheb imamı; İmâm-ı Mâlik, İmâm-ı Şâfii, İmam-ı Ahmed ibn Hanbel (r.a.) Hazerâtı birer mutlak müçtehid olduklarından bu şartları kendilerinde toplamışlardır. İçtihada ehil zâtlar, furûâttan olan ser’i mes’elelerde içtihad yaparlar, sarih, kat’i naslar ile veya icmâ ile sabit olan mukaddes hükümler hakkında içtihad asla yapılamaz. Meselâ, namazın, orucun rükünleri, adetleri, vakitleri hususunda içtihada asla yer yoktur.