Hadislerle Hanefi Fıkhı

1

KİTABIN ORJİNAL ADI     : İ’lâüs-Sünen (Sünnetin Yüceltilmesi)

KİTABIN ADI                  : HADİSLERLE HANEFÎ FIKHI

MÜELLİF                         : EŞREF ALİ ET-TEHANEVÎ

ZAFER OSMAN EL-OSMAN ET-TEHANEVÎ

TERCÜME                       : PROF. DR. AHMET YÜCEL

  1. İBRAHİM TÜFEKÇİ

ISBN NO                       : 975-92260-3-0 (Takım)

SAYFA ADEDİ                  : 500 (ortalama)

EBAT                            : 16.5 x 24 cm

KAPAK                           : LÜKS SIVAMA CİLT

KAĞIT                            : 1. HAMUR

BİR CİLDİN AĞIRLIĞI    : ~1200 gr.

Not: 20 cilt olarak tercüme tamamlanmıştır.

Web: www.misvak.com.tr     www.hadislerlehanefifikhi.com

 

Kitap Hakkında

 

Misvak Neşriyat olarak, hassas bir çalışmayla “İ’lâüs-Sünen” isimli eseri Arapçadan Türkçeye terceme ederek istifadenize sunmuş bulunuyoruz. Hanefi Mezhebi’nin hükümlerini, hadis-i şeriflerdeki delilleriyle  anlatan bu kitap; et-Tehânevî tarafından 20 yıla yakın bir zamanda yazılmış, bütün İslam dünyasında kabul görmüş, ders olarak okutulmuş bir eserdir. Çevirsini yaparken dilinin anlaşılır olmasına dikkat edilmiş,  bu ilimle uğraşanların olduğu gibi tüm halkımızın istifade edebileceği bir eser ortaya konmaya çalışılmıştır.

İmam-ı A’zam Ebû Hanife (r.a.), hakkında en çok araştırma yapılıp eserler verilen büyük zatlardan birisi olmuştur. Hakkında re’y ehlidir diyerek başlangıçta tenkid eden âlimler, zamanla büyüklüğünü anlamışlar ve kurduğu mezhebin sünnete bağlılığını onaylamışlardır..

Kitap bütün fıkıh konularını sistematik bir şekilde açıklarken Hanefi Mezhebi’nin hükümlerinin dayandığı hadis-i şerifleri  rivayet ve dirayet yönünden inceler. Diğer mezheblerle arasındaki bazı farklılıkların hangi nedenlere dayandığını açıklar.

  1. yüzyılın ortalarında Hindistan’da kendilerine “Ehl-i hadis” denilen bazı âlim­ler Hanefî imamlarının hüküm verirken hadise değil kıyasa dayandıklarını, bu yüz­den pek çok meselede hadise muhalefet ettiklerini ileri sürmüşler, Hanefî âlimleri de bu iddiaların temelsizliğini ortaya koy­maya çalışmışlardır. Zafer Ahmed et-Tehanevî de yirmi yıl çalışarak meydana getirdiği kitabı İ’lâü’s-sünen adıyla yayımlanmış­tır.

İ’la’ü’s-sünen’de Hanefîler’in görüş­lerinin delili olan sahih hadis ve eserler ile sahabe kavilleri kaynakları ile birlikte zikredilmiş, rivayet­lerin sened ve metinleri hakkında muhaddislerin değerlendirmelerine kısaca te­mas edilmiş, sahih rivayetlerin ardından bunları desteklemek amacıyla varsa za­yıf rivayetlere de yer verilmiştir. Zikredilen rivayet­ler sened ve metin açısından tenkide tâ­bi tutulmuş, fıkhî yönleri üzerinde durul­muş, bu konularda mezhebin muteber kitaplarından alıntılar yapılmış, görüş farklılığı olan yerlerde müftâbih kavil be­lirtilmiştir. Son olarak ise diğer mezheplerin delil olarak kullandığı hadis­lerle Hanefî mezhebinin delilleri karşılaş­tırılmış, Hanefîler’in delillerinin tercih se­bepleri açıklanmıştır. Fıkıh bablarına gö­re düzenlenen eser “Kitâbü’t-Tahâre” ile başlayıp “Kitâbü’1-Edeb ve’t-tasavvuf” ile sona ermektedir.

Müellifin Kitabı Takdîmi:

 

Günah denizine dalan bana, ümmetin hakîmi, karanlık noktaları aydınlığa kavuşturan, efendim ve hocamın sevinç duyması ve hayatında esenlik içinde Yüce Allâh’ın rızâsını kazanmış olarak yaşaması, Yüce Allâh’ın üzerime büyük nimetlerinden ve mu‘azzam ihsanlarındandır. Hocam, bu eserin bu cildini görmüş olmakla çok sevindi. Cildin tamamını ve özellikle de bölümlerdeki önemli bahisleri gördükten sonra şöyle dedi: Bu eser, hiç kuşkusuz benzeri olmayan bir kitâb olacaktır. Hocamın, ilmimin ve amelimin artması için bana yaptığı duâ, sevincimi ve neşemi kat kat arttırdı. Hocam, o kadar sevindi ki dayanamayıp bana şerefli hırkasını giydirdi. Bu hırka, paha biçilmez bereketleriyle ve manevî değerleriyle öyle üstün bir hırka ki hükümdarların paha biçilmez taçları onun yanında değersiz kalır. İçime öyle doğuyor ki; imâmımız ve Müslümanların İmâm-ı Ebû Hanîfe (r.a.), bu çalışmadan sevinç duymuş ve hoşlanmıştır. Bu çalışma, ayrıca onun fazîletini ve kemalini itiraf eden, büyüklüğünü, azametini kabûl eden diğer müctehid imâmları da sevindirmiştir. Çünkü onlar kendisini övüp ona karşı edep dairesi içinde kalmışlardır. Yüce Allâh’tan bu kitâbı kabûl edip, razı olmasını dilerken aynı şekilde onun merhametli ve şefkatli Peygamberi (s.a.v)’inde  hoşnut olmasını dilerim. Çünkü Allâh’ın rızâsı dostlarının rızâsındadır. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in göz aydınlığı varislerini ve seçkin bağlılarını kabûldedir. Ya Rabbi! Bizden kabûl buyur! Çünkü sen işiten ve duyansın. Bu eseri Yüce Allâh’a tertemiz bir kalble gelmek  hâriç, hiçbir malın ve evladın fayda vermediği o günde rızana vesile eyle! Hamd, başta ve sonda Allâh’a mahsûstur. Selâm, O’nun elçisine, yaratıkların en fazîletlisi Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimize, O’nun âilesi, mütevâtir olarak peşpeşe ashâbına olsun. Sözü geçen efendimin -şerefi daim olsun, Yüce Allâh onu yüceltsin- eseri övdükten, eliyle, malıyla, diliyle ve ağzıyla teşekkür ettikten sonra kendi kalemiyle  yazdığı da şudur:

TAKRÎZ

Allâme, önde gelen ilim adamı, yaratıkların yüz akı, Şeyhü’l-İslâm, Muhammed (s.a.v.) ümmetinin hakîmi, hanîf dînin müceddidi, iyilik ve takva ehlinin başı, şereflilerin ve akıllıların başkanı, sâliklerin lideri, ariflerin zübdesi, sapıklık ve azgınlık görüntüsünü yok eden, rüşd ve hidâyet merasimini ihyâ eden, dînin tâcı, ümmetin sirâcı, takvâ sâhibi temiz insan, muhaddis, müfessir, fakîh, veli, alîcenâb imâm, efendimiz, hâfız, sika, sebt, hüccet, Şeyh Eşref Alî Tehanevî -Yüce Allâh onun bereketini üzerimizden eksik etmesin ve âlemleri bitip tükenmez irşadlarıyla nurlandırsın- şöyle dedi: Allâh’a hamd ve Peygamber (s.a.v.)’e salât u selâm olsun. Eserin bu cildinin te‘lifini bitmiş görünce sevindim ve müellifini, duâmla, övgümle ve hırkamı kendisine hediye etmek sûretiyle sevindirmekten kendimi alamadım. Umûdum Yüce Allâh’ın beni dîne hizmet edenler kervanına az bir katkı ile de olsa dâhil etmesidir. Yüce Allâh, bu umudumu gerçekleştirdi. Yine umûdum, Allâh’ın ihsânı ve bütün mahlûkatın Efendisi (s.a.v.)’in bereketiyle dîne hizmet edenlerin arasına beni katmasıdır.